KARAPAPAKLARDA BALAYA ADI ATASI KOYAR
Borçalı Türklerinde bebek day duracağı zaman; “day dur dayın gelsin, çömçede payın gelsin” denir. O esnada çocuğun dayısı çocuğa hediye verir. Bu uygulama Doğu Anadolu’da da vardır. Bebeğe ad verme gibi uygulamalarda, baba tarafının etkinliği görülmektedir. Esasen bu gibi tespitler, irdelenilerek bazı önemli sosyolojik sonuçların çıkarılması mümkündür. Anaerkil, ataerkil gibi.
Dişi çıkan çocuğa “hedik” yapılır. Hedik; buğday, kargıdalı (mısır), lobiya, kozlepesi (ceviz içi), maş, (küçük taneli fasülye) ile yapılır. Hedikten konu komşuya pay verilir. Hedik gönderilmiş kap boş iade edilmez. Çocuğun çıkıp düşen dişi “halvet yer” e atılır. Bu esnada “ay sıçan inci dişimi sana verirem, balta dişini bana ver” denir. Çocuğun ilk saçı bir yaşında kırkılır (tıraş edilir) o saç terazide çekilir tartılır. Ağırlığınca delleye (berbere) pul (para) verilir. Çocuğun ilk tıraşı sağdan başlanarak yapılır
Borçalı yöresi Türklerinde “kirve” çok önemlidir. Kirve kutsal kabul edilir. Onun âdeta dokunulmazlığı vardır. Kirvelik kurumu nesilden nesile geçer. Kirvenin oğlu, onun oğlu o ailenin kirvesi sayılır. Ve kirve ile aynı itibarı görürler. Kirve olacak kimseye elçi gider “razılık” alır. Sonra konaklık (ziyafet) verir. Kirvenin damının üstünden geçme, içeriye toprak elense kıyamete kadar kirvenin sende hakkı kalır, diye bir inanç vardır. Kirveden kız alıp verilerek akrabalık yapılmaz. Kirvenin nesilden nesile geçen mirası bölününce atadan gelen kirveler arasında da bölünür. Bu hep devam eder ve o aile için başka kirve tutulmaz.
Uşağı olmayan kadına maliki (derman) yapılır. Kabak ve bal pişirilir; bu ve benzeri ilâçlara “Türke çara” denir. Ana adayının karnına belenir. O yakı iki gün orada kalır. Ayrıca camış gübresi pişirilir, gelin ona belenir. İçi ağır kadın deriye çekilir. Bir başka uygulamada da, petekli bal, darçın, gülümcan, zencefil, hil, nuheyl, ıslot (biber) dört adet yel ceviz el makinesinde çekilir. Bir kilo petekli bala karıştırılır. Gelin aç karnına bundan bir yemek kaşığı yer, sonra çörek yiyebilir. Geline kartol (patates), pirinç verilmez. Düzelir ise beline yakı sarılır. Karnına köpe yapılır, beli çekilir, tekrar beli çekilir. Üç yumurtanın sarısına alçı karıştırılır. Bir metrelik bir bezle yakı yapılır. Bu yakı üç gün belde kalır.
Çocuğu sürekli ölen anne, meyve ağacının dibine gider ve “ben hamı zatımı sana verirem sen de varını bana ver” der. Üç defa ağacın dibine “tu tu tu” der. Bu uygulama da görüldüğü üzere “ağaç”, “meyve ağacı”; ocak olarak algılanmıştır.
Karapapağlarda gelin “ellendirilir” bunun için gelinin başına bir şiş ve ekmek dolandırılır. “Ayağın sayalı, başın devletli olsun, yedi oğlanla bir sofraya el uzatasın” denir. Sonra gelin sağ taraftan perdenin arkasından gerdeğe girer.
Gelin, kaynana ve kaynatası ile bir müddet konuşmaz. Bu bir hürmet ifadesidir. Geline ve çocuğuna dua edilirken “Allah gelinine ve çocuğuna başacan (başına deyin, başına kadar) versin hoşbaht eylesin, Allah hoşbaht eylesin, oğullu kızlı olsun, hoşbaht yaşasın. Allah rızkını bol eyle özüne can sağlığı ver” denir.
“Karapapaklarda eskiden evlenecek kız oğlanı, oğlan da kızı görmezdi. Baba-ana gözaltılıyarlardı (gözaltı yapıyorlardı) Büyüklerin sözünden çıkılmazdı. Şimdi evlilikte gençler karar veriyorlar. 18-22 yaşlarında evleniyorlar”. “Allah’ı aldatabilmem (yalan söyleyemem); kız istemeye gidince iki-üç ağsakal kişi bir toğlu (koç) götürür Allah’ın emri peygamberin şeraatinle senin kızını oğluna diliyirem” der. Kız babası da “o ki Allah yazıp kimse bozamaz, başına dönüm senin” der.
Karapapaklarda kız istemeye aç karnına gitmelidir. Ev sahibi konuklara “açmısınız” der. Görücüler de “Size bir teklifimiz var. Bize şirin bir söz söylemezseniz, ikramınızı yemeyiz” derler.
Türklerde erkekler 20-22, kızlar 18 yaşlarında evleniyorlardı. Hâlen her ailenin asgarî üç çocuğu olmaktadır. Özellikle Sovyet döneminde bir Türk ailesinin 10-12 çocuğu olabiliyordu. Ailesi felâkete uğramış bir genç, daima ebeveynlerin yanında yer alabilmektedir. Müslüman Türklerde alkol aileyi çürütememiştir. Hâlen Türklerle çok evlilik yapılmamaktadır. Gürcülere kız verilmemekte, ancak Gürcülerden kız alınabilmektedir. Bu arada ifade edildiğine göre Kafkasya’da İnguşlar ve Türkmenlere çok eşli evlilik hakkı verilmiştir. Eskiden Sunnî Türkler Şiî Türklerle kız alıp vermezler iken, şimdi bu tür evlilikler olmaktadır. Ayrıca, eskiden Ermeni ve Ruslardan nadiren kız alınırken şimdilerde hiç kız alınmamaktadır. “Haşa huzurdan bugün bir Ermeni bana selâm verdi” denilmektedir.
Karapapağlarda aile reisi evereceği kızının kanaatini sorar. Bu konuda baba, anneyi araya sokar. Kız kaçırma yoluyla evlilik vardır. Kan davası ise, çok nadir görülür. Berdel usulü evlenmeye Borçalı’da “al değişik” veya “iki başlı kohum” deniyor. İki kız kardeşi alan iki erkek kardeşe de çok sık rastlanılmaktadır.
Mahmut Hacı Halil aynı zamanda bir halk bilimcidir. Ondan da yöredeki halk kültürüne dair malûmat topladık; Gürcistan Türklerinde geline baba evinden çıkarken “ocak taşı” verilir. Gelin yeni evinde “ağır” olsun bereketi bol olsun diye Makedonya Türklerinde yeni geline, ilk geldiği gün “ocak taşı” öptürülür. Bereketi celp etmesi için. Anadolu ve diğer bazı Türk yörelerde gelinin cebine taş konur. Yeni evinde ağır olması, aklı baba evinde kalmaması ve sık sık kaçıp eski evine gelmemesi için yapılır.
Borçalı’nın bazı Türk kesimlerinde gelin için kesilen kurbana molla nezaret eder. Gelinin ayağının altında nelbeki (çay tabağı) kırılır. Gelinin başına şirni (şeker) dökülür. Şirniye düğü (buğday) katılır. Gelin eşikten içeri girince bir kapda kor hâlinde od (ateş) getirilir. Yanında demir şiş olur. Gelin od’un etrafında beş defa sağdan başlayarak üç defa dolaşır. Gelinin kucağına körpe oğlan uşağı konur. Ayrıca gelinin çorabının içine baba evinde pul (para) koyarlar. Bu parayı gelinin çorabını çıkaran alır. Gelinin atası evinde beline üç defa kırmızı lent (kurdele) bağlanıp açılır. Gelin sonra ere verilir. Gelin, bey evine gelince bey tüfeng atar. Bey şahında muhakkak “alma” olur. Beyin beyliği “bey şahı” kızın evine gidince biter, arkadaşları da onu dostça döverler. Bazı görevli arkadaşları da onu korurlar.
Düğüne aranmayan bir kimse sitem ederken “Ağ sakallınızı kara sakallınızı yığıp hâlvet oldunuz Allah mübarek etsin” (genç yaşlı kendi aranızda eylendiniz...) der. Borçalı’da gelinin eşikten girmeden evvel tabağı sındırması (kırması) evdeki şer ve hatanın dağılması içindir. Geline su dağıttırılır zira suyun aydınlık olduğu inancı vardır.
“Toya gidende ayrı yoldan, toydan dönende ayrı yoldan gedilir”. “Bey tutulmuş (bağlanmış) ise, mollaya gidilir. Beyin anası, nişan paltarından cırar özü beyi baştan bağlıyar, gelini gelende açar böylece başkaları bağlayamaz.” inancı vardır. Karapapaklarda kız çıkmayan geline “üzü kara” denir. Onu geri göndererler. Böyle gelinin saçı kesilir. Yenge ve gelin reddedilir. Babasının evine gönderirken eşeğe ters bindirilir
Borçalı Türklerinde bebek day duracağı zaman; “day dur dayın gelsin, çömçede payın gelsin” denir. O esnada çocuğun dayısı çocuğa hediye verir. Bu uygulama Doğu Anadolu’da da vardır. Bebeğe ad verme gibi uygulamalarda, baba tarafının etkinliği görülmektedir. Esasen bu gibi tespitler, irdelenilerek bazı önemli sosyolojik sonuçların çıkarılması mümkündür. Anaerkil, ataerkil gibi.
Dişi çıkan çocuğa “hedik” yapılır. Hedik; buğday, kargıdalı (mısır), lobiya, kozlepesi (ceviz içi), maş, (küçük taneli fasülye) ile yapılır. Hedikten konu komşuya pay verilir. Hedik gönderilmiş kap boş iade edilmez. Çocuğun çıkıp düşen dişi “halvet yer” e atılır. Bu esnada “ay sıçan inci dişimi sana verirem, balta dişini bana ver” denir. Çocuğun ilk saçı bir yaşında kırkılır (tıraş edilir) o saç terazide çekilir tartılır. Ağırlığınca delleye (berbere) pul (para) verilir. Çocuğun ilk tıraşı sağdan başlanarak yapılır
Borçalı yöresi Türklerinde “kirve” çok önemlidir. Kirve kutsal kabul edilir. Onun âdeta dokunulmazlığı vardır. Kirvelik kurumu nesilden nesile geçer. Kirvenin oğlu, onun oğlu o ailenin kirvesi sayılır. Ve kirve ile aynı itibarı görürler. Kirve olacak kimseye elçi gider “razılık” alır. Sonra konaklık (ziyafet) verir. Kirvenin damının üstünden geçme, içeriye toprak elense kıyamete kadar kirvenin sende hakkı kalır, diye bir inanç vardır. Kirveden kız alıp verilerek akrabalık yapılmaz. Kirvenin nesilden nesile geçen mirası bölününce atadan gelen kirveler arasında da bölünür. Bu hep devam eder ve o aile için başka kirve tutulmaz.
Uşağı olmayan kadına maliki (derman) yapılır. Kabak ve bal pişirilir; bu ve benzeri ilâçlara “Türke çara” denir. Ana adayının karnına belenir. O yakı iki gün orada kalır. Ayrıca camış gübresi pişirilir, gelin ona belenir. İçi ağır kadın deriye çekilir. Bir başka uygulamada da, petekli bal, darçın, gülümcan, zencefil, hil, nuheyl, ıslot (biber) dört adet yel ceviz el makinesinde çekilir. Bir kilo petekli bala karıştırılır. Gelin aç karnına bundan bir yemek kaşığı yer, sonra çörek yiyebilir. Geline kartol (patates), pirinç verilmez. Düzelir ise beline yakı sarılır. Karnına köpe yapılır, beli çekilir, tekrar beli çekilir. Üç yumurtanın sarısına alçı karıştırılır. Bir metrelik bir bezle yakı yapılır. Bu yakı üç gün belde kalır.
Çocuğu sürekli ölen anne, meyve ağacının dibine gider ve “ben hamı zatımı sana verirem sen de varını bana ver” der. Üç defa ağacın dibine “tu tu tu” der. Bu uygulama da görüldüğü üzere “ağaç”, “meyve ağacı”; ocak olarak algılanmıştır.
Karapapağlarda gelin “ellendirilir” bunun için gelinin başına bir şiş ve ekmek dolandırılır. “Ayağın sayalı, başın devletli olsun, yedi oğlanla bir sofraya el uzatasın” denir. Sonra gelin sağ taraftan perdenin arkasından gerdeğe girer.
Gelin, kaynana ve kaynatası ile bir müddet konuşmaz. Bu bir hürmet ifadesidir. Geline ve çocuğuna dua edilirken “Allah gelinine ve çocuğuna başacan (başına deyin, başına kadar) versin hoşbaht eylesin, Allah hoşbaht eylesin, oğullu kızlı olsun, hoşbaht yaşasın. Allah rızkını bol eyle özüne can sağlığı ver” denir.
“Karapapaklarda eskiden evlenecek kız oğlanı, oğlan da kızı görmezdi. Baba-ana gözaltılıyarlardı (gözaltı yapıyorlardı) Büyüklerin sözünden çıkılmazdı. Şimdi evlilikte gençler karar veriyorlar. 18-22 yaşlarında evleniyorlar”. “Allah’ı aldatabilmem (yalan söyleyemem); kız istemeye gidince iki-üç ağsakal kişi bir toğlu (koç) götürür Allah’ın emri peygamberin şeraatinle senin kızını oğluna diliyirem” der. Kız babası da “o ki Allah yazıp kimse bozamaz, başına dönüm senin” der.
Karapapaklarda kız istemeye aç karnına gitmelidir. Ev sahibi konuklara “açmısınız” der. Görücüler de “Size bir teklifimiz var. Bize şirin bir söz söylemezseniz, ikramınızı yemeyiz” derler.
Türklerde erkekler 20-22, kızlar 18 yaşlarında evleniyorlardı. Hâlen her ailenin asgarî üç çocuğu olmaktadır. Özellikle Sovyet döneminde bir Türk ailesinin 10-12 çocuğu olabiliyordu. Ailesi felâkete uğramış bir genç, daima ebeveynlerin yanında yer alabilmektedir. Müslüman Türklerde alkol aileyi çürütememiştir. Hâlen Türklerle çok evlilik yapılmamaktadır. Gürcülere kız verilmemekte, ancak Gürcülerden kız alınabilmektedir. Bu arada ifade edildiğine göre Kafkasya’da İnguşlar ve Türkmenlere çok eşli evlilik hakkı verilmiştir. Eskiden Sunnî Türkler Şiî Türklerle kız alıp vermezler iken, şimdi bu tür evlilikler olmaktadır. Ayrıca, eskiden Ermeni ve Ruslardan nadiren kız alınırken şimdilerde hiç kız alınmamaktadır. “Haşa huzurdan bugün bir Ermeni bana selâm verdi” denilmektedir.
Karapapağlarda aile reisi evereceği kızının kanaatini sorar. Bu konuda baba, anneyi araya sokar. Kız kaçırma yoluyla evlilik vardır. Kan davası ise, çok nadir görülür. Berdel usulü evlenmeye Borçalı’da “al değişik” veya “iki başlı kohum” deniyor. İki kız kardeşi alan iki erkek kardeşe de çok sık rastlanılmaktadır.
Mahmut Hacı Halil aynı zamanda bir halk bilimcidir. Ondan da yöredeki halk kültürüne dair malûmat topladık; Gürcistan Türklerinde geline baba evinden çıkarken “ocak taşı” verilir. Gelin yeni evinde “ağır” olsun bereketi bol olsun diye Makedonya Türklerinde yeni geline, ilk geldiği gün “ocak taşı” öptürülür. Bereketi celp etmesi için. Anadolu ve diğer bazı Türk yörelerde gelinin cebine taş konur. Yeni evinde ağır olması, aklı baba evinde kalmaması ve sık sık kaçıp eski evine gelmemesi için yapılır.
Borçalı’nın bazı Türk kesimlerinde gelin için kesilen kurbana molla nezaret eder. Gelinin ayağının altında nelbeki (çay tabağı) kırılır. Gelinin başına şirni (şeker) dökülür. Şirniye düğü (buğday) katılır. Gelin eşikten içeri girince bir kapda kor hâlinde od (ateş) getirilir. Yanında demir şiş olur. Gelin od’un etrafında beş defa sağdan başlayarak üç defa dolaşır. Gelinin kucağına körpe oğlan uşağı konur. Ayrıca gelinin çorabının içine baba evinde pul (para) koyarlar. Bu parayı gelinin çorabını çıkaran alır. Gelinin atası evinde beline üç defa kırmızı lent (kurdele) bağlanıp açılır. Gelin sonra ere verilir. Gelin, bey evine gelince bey tüfeng atar. Bey şahında muhakkak “alma” olur. Beyin beyliği “bey şahı” kızın evine gidince biter, arkadaşları da onu dostça döverler. Bazı görevli arkadaşları da onu korurlar.
Düğüne aranmayan bir kimse sitem ederken “Ağ sakallınızı kara sakallınızı yığıp hâlvet oldunuz Allah mübarek etsin” (genç yaşlı kendi aranızda eylendiniz...) der. Borçalı’da gelinin eşikten girmeden evvel tabağı sındırması (kırması) evdeki şer ve hatanın dağılması içindir. Geline su dağıttırılır zira suyun aydınlık olduğu inancı vardır.
“Toya gidende ayrı yoldan, toydan dönende ayrı yoldan gedilir”. “Bey tutulmuş (bağlanmış) ise, mollaya gidilir. Beyin anası, nişan paltarından cırar özü beyi baştan bağlıyar, gelini gelende açar böylece başkaları bağlayamaz.” inancı vardır. Karapapaklarda kız çıkmayan geline “üzü kara” denir. Onu geri göndererler. Böyle gelinin saçı kesilir. Yenge ve gelin reddedilir. Babasının evine gönderirken eşeğe ters bindirilir
